(Yazının ilk kısmı için Bugün Ziyaret Günü)
Zifiri bir karanlıktı çöken gözlerime hiç beklenmedik…
umulmadık bir davetsiz misafir edasıyla vurdu
kapımın tokmağını sertçe ahÅŸap dairemin en tok noktasına…
“Tok, Tok, Tok…”
“Git!” dedim. Gitmedi…
“Vurma Dur!” dedim. Durmadı…
Sonra bıraktı vurmayı. Derin bir sessizlik kapladı her yanı
Kısa bir an da olsa…
Sonra kapıya yüklenmeye başladı. Her seferinde daha acı, daha sert, daha kararlı.
Kırdı…
Daldı içeri.
Sımsıkı sarıldı bedenime.
Yıllardır özlemini çektiği sevdiğine sarılır gibi sarıldı.
Sımsıkı…
—
Ne kadar zaman oldu bilmiyorum kendimden geçeli…
Her yan hala karanlık…
Sesler sıyırıp geçiyor kulaklarımın kenarlarını
vızıltılar…
Gece sabaha vuran kısmında gelip
Uykumum en tatlı yerinde rahatsız eden sivrisinekler gibi…
“Vızzzzz,zzzz,Vızzzzz…”
“Öffff” Dedim… Anlamadı…
“Git” Dedim… Gitmedi…
Sonra Savurdum elimi boşlukta. Don Kişot ve yel değirmeni kavgası mı?
BİR sustu vızıltı, İKİ sustu vızıltı…
Sonra bir kaşıntı, dirseğimin kaşınması en zor yerinde.
Kaşıdım..
Sızı kapladı kaşıntının yerini.
Top oynarken, düşüp de toprağa sürttüğüm çıplak bacığımın sızladığı gibi sızladı.
Acıdı…
—
Gözlerimin önünde buğulu bir görüntü,
seçemiyorum başımda duranı…
Sadece bana baktığını fark edebiliyorum…
Ellerimde bir soÄŸukluk sezinliyorum…
Bakmaya çalışıyorum…
Sahi ellerim var mı benim?
Kıpırdayamıyor korkuyorum…
sanki sadece bir düşünceden ibaretim…
EksiÄŸim…
—
Hafif bir baÅŸ aÄŸrısı…
Ensemden ÅŸakaklarıma vuran…
Sanırım çok uzun zamandır karanlıkta kalmışım…
Fakat…
Gözümdeki son ışık sönmek üzere gibi…
Vücudumun her yanındaki ıslaklığın varlığı belirgin…
BaÅŸucumda bekleyenlerden biri gözüme çarpıyor…
Ne kadar da bana benziyor…
Tanrım!!!!
Ve Yeniden…
Karanlık…
“Defooooooooooool!!!”…
Korkuyorum karanlıktan, çekiniyorum yanlızlıktan…
Kulaklarımdaki büyük uÄŸultu gittikçe azalıyor…
—
Saat 02:23
Yelkovan hafif bir tıkırtı ile kıpırdadı.
Aynı yere bugün 3. kez uÄŸruyor…
Herhalde artık ezberlemiÅŸtir yolunu… Dönüyor… Dönüyor… Dönüyor…
Ve yeniden korku…
“Aklımı mı kaybediyorum?”
Saçma sapan düşünceler, farklı detaylar, ayrıntılar ve ÅŸaÅŸkınlık…
sonrasını merak ediyorum…
—
soÄŸuk rüzgar pencerenin küçük aralığından içeri ıslık çalarak akıyordu…
garip ve anlamsız düşüncelerin yerleri sürekli değişip duruyor,
kimi zaman kiminin yerine mantıklı şeyler gelse de
yine kendi kendime karman çorman oluyordum…
Beyaz çarÅŸaflı yatakta yattığını gördükçe moralim daha da bozuluyor…
Hiç bir ümit yokmuÅŸ gibi görünüyor…
korkuyorum…
Ani bir sessizlik…
“Ne oldu?”, “Ne var?”, “KonuÅŸsanıza!!!”
ince bir ses…
“diiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiit”…
Hayır!!!
—
“şıp…şıp…şıp…”
Kenarın birinde.
Karanlık, rutubetli ve kokmuÅŸ bir köşe…
Kova yarısına kadar dolmuÅŸ! Sanırım birileri düzenli olarak deÄŸiÅŸtiriyor…
Bir sigara!!!
Cebimde olmalı…
Çakmak?
Bu en sinir olduÄŸum durumlardan biri…
“Nerede bu lanet çakmak?”
Hayır!!!
Biri mi uğuldadı?
Olamaz çok uzaklaÅŸmışım… Geri dönmeliyim…
—
#Saat: 21:51#
Kulaklarımda kötü bir çınlama…
“diiiiiiiit”…
Çok uzaklaÅŸtım galiba…
Nefesim kesik kesik ve duyduÄŸum bir çok telaÅŸlı konuÅŸma…
Hepsinin sesi boÄŸuk çıkıyor ama korku belirgin…
Göğsümün üzerinde ani acılar hissediyorum ve anlamsız kasılma nöbetleri…
“Geri dönmeliyim!”…
Çınlama gittikçe garip bir hal alıyor…
“Diiiiiiit… Diiit… Dit… Diiit… Diiiit… Diit… Dit… Dit… Dit… Dit…”
Bu da nesi?
Benim çaÄŸrı cihazım yok ki…
Sert bir ışıltı vuruyor gözlerime…
VE YENİDEN…
O buÄŸulu görüntü…
—
#Saat 21:52#
Ve sonra gözlerimde o uzun karanlık anların ardından gelen sızı…
Kalbim çok hızlı…
Tüm kaslarım gergin… AÄŸrısı tüm vucuduma yayılmış…
Tırnaklarım avuçlarımı kanatmış…
Hislerim yeniden Bbnimle…
Nefesim her seferinde burnumu nemlendiriyor…
“Yüzümde duran bu ağırlık ta ne?”…
Her yanıma kablolar baÄŸlanmış sanki kaçmamam için…
ve kabloların takılı olduÄŸu yerler sızlıyor…
Bazı sızıların etrafında o sıcak nemi hissedebiliyorum…
Her zaman kan diÄŸer sıvılardan farklıdır…
Ayaklarımın altı kaşınıyor…
“Biriniz yardım etsin bana…”
Belim AÄŸrıyor…
Yan dönmek istiyorum…
VE SONRA…
—
#Saat 21:51 Odanın diÄŸer ucu…#
Usul usul esen rüzgarın çarptığı yüz, kaÅŸları çatık dışarıyı izler gibi duruyor olsa da…
Camdan yansıyan görüntüyü özenle ve dikkatle takip ettiÄŸini herkes anlayabiliyordu…
UmursamıyormuÅŸ gibi duran koca beden içten içe aÄŸlıyor sanki…
Giden çocukluğun ardından koşmak için ceketini çıkarıp çıkarmamak da tereddüt ediyor.
Paçalarının çamur olması da umurunda deÄŸildi ama…
“Kocamanım ben kocamanım…”
VE YENİDEN…
telaÅŸ içinde herkes…
ama o hala umursamıyorMUÅž…
—
Zaman hızla akıp gidiyor…
Beyaz meleklerin telaşı birazda sakinlemiÅŸ gibi…
Odanın içinde serin ve keskin bir koku hakimiyeti eline geçirmiÅŸ…
Tüm herkesin etrafını bir halat gibi sarmış…
YavaÅŸ yavaÅŸ dağılıyor gibi bir fikir bırakıyordu akıllarda…
O an gözlerinin açıldığını gördüm…
Açılıyordu….
Bir ÅŸeylere dikkat ediyordu…
“Ne arıyor?”
Gözlerini tamamen açıp da tavana uzun uzun bakmaya başladığında
içimde anlatılması zor olan bir ürperti hissettim…
Dona kalmıştım hiç bir hareket, hiç bir kıpırdanma…
Yoktu…
Kafasını hafifce çevirip bakmaya baÅŸladığında bir anda dizler üzerinde feci bir aÄŸrı…
YavaÅŸ yavaÅŸ farketmeye baÅŸladım…
Sanırım dizlerimin üzerinde duruyorum…
Kafamı gözlerimi son ana dek ondan ayırmadan dizlerime doÄŸru çevirdiÄŸimi ve dizlerimin o anki halini gördüğümü hatırlıyorum….
VE SONRA…
—
Zifiri bir karanlıktı çöken gözlerime hiç beklenmedik…
umulmadık bir davetsiz misafir edasıyla vurdu
kapımın tokmağını sertçe ahÅŸap dairemin en tok noktasına…
“Tok…Tok…Tok…”
ch: Ve Yeniden… (Sonra….)
Yorum Yok
Yorum Yapın