#2003…
“Umut vardı bizler için, en hızlı kalp atışlarımızın özlemleri bedenimizi sarpa sarmışken,
üzerimize saÄŸanak bir yaÄŸmur gibi yaÄŸan umutlarımız ve korkularımızın en büyük düşmanı olan adrenalin salgılıyordu vücutlarımız…”
Gözlerimin içerisinde 100 mumluk bir ampul vardı kimi zamanlarda…
Bazense tasarruf abidesi florasancılar duygularımızı çalmaya hevesli…
Bir anlık zevk için, ellerine geçen fırsatları kusursuz deÄŸerlendiren barter yöneticileri gibi mutluluk aşılayıp karşımdakine, ihtiras ve ÅŸehveti kurutana kadar emen bir arıydım tüm yeÅŸilliklerin üzerinde gezen…
Kimbilir neler vardı ömrümün tamamına düzenlice yayılıp yaÅŸanması gerekirken, bir anda hepsini kurutup en hızlısından tattığım…
Ayaklarımın titrediğini hissetmek bile bazen bana güç verirken, geçmiş günlerdeki toy ve hevesli çocuğu özlüyorum.
Belki hala ufak ve çocuk bir yapıya sahibim ama beynimdeki tecrübelerim…
Bunlar bana ağır geliyor gibi sanki yada ben kendimi bir şey sanmaya başladım.
“Hiç olmazsa oyuncaklarım olsaydı yanımda…”
Çok çok büyük ortamların çok çok büyük konuÅŸmacısı olarak yer aldığım bu meclis, bu saçmalık sıkıyor artık beni, herkesin konuÅŸmaları ve akıl veriÅŸleri sıkıyor beni, en ani ÅŸoklarda geliyorum kendime geçirdiÄŸim kalp krizlerinin son saniyelerinde…
Bari bu uyku odasında beklerken oyuncaklarım olsaydı yanımda sıkılmazdı canım…
Son model araçların maketlerini birbirine vura vura parçalasam, oyuncak adamların birbirine uyguladıkları şiddeti çocukca ışıltılarla izleseydim.
Ne vardı sanki hep aynı evcilik oyununu oynamakta?
Ben sıkıldım artık avukatsız, hakimsiz ve en kötüsü yarım türkçeli mübaÅŸirin o gür sesi olmadan oynadığımız boÅŸanma oyunlarından ve ayrılıklardan…
SeviÅŸmeler de canımı yakıyor sanki daha yaşım kaç ki?…
“İzninizle, bitkisel hayattaki çocukluÄŸumu ziyarete gideceÄŸim.”
Eh dostlar,
“bu kadar sohbetin ardından biraz daha zaman verin bana yaÅŸamak için de kalkıp gideyim” deyiÅŸlerimden de bıktım,
çünkü yok artık benim için hiç bir geri dönüşe arzu şu an ki hallerimide aramamak için verdim tüm kararlarımı,
pişmanlıklarımın en dış kulvarlarında girdiğim bu son düzlükleri hiçte sevmedim aslında.
Herneyse İzninizle Bugün Ziyaret günü…
2 Yorum
31 Temmuz 2009 @16:56
* 2 bölümlük Eski bir yazı bu paylaşmak istediğim. Yakında 2. bölümü de yayınlayacağım.
Pingback & Trackback
Yorum Yapın