
İstanbul`un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilişinin 557. yılı olunca aklıma düştü bunca zamandır neden merak etmedim ki ben bunu diye…
Dün gece biraz okuyayım dedim ama kısacık bir okuma ile bile çok hareketli bir tarihi olduğu anında göze çarpıyor.
Uğruna verilen savaşlar, çöken imparatorluklar, her defasında küllerinden doğan şehir…
İstanbul…
- İstanbul nasıl İstanbul oldu?
- İstanbul ne demek?
İstanbul’un tarihi üç yüz bin yıl önceye kadar uzanıyormuş…
Bizantion, bugünkü İstanbul şehrinin kent olarak ilk atası sayılıyor, daha sonra 1. yüzyılda Romalılar tarafından latinceleştirilerek Byzantium şeklinde anılmaya başlanan şehir 196‘da Byzantion Pers İmparatoru Pescennius ile anlaştığı için Roma İmparatoru Septimius Severus tarafından cezalandırılır ve şehir büyük zarar görür. Şehir 3. yüzyıl başlarında Septimius Severus tarafından baştan başa tekrar inşa edilir. Çok kısa bir süreliğine Augusta Antonina adı ile anılır. Bu isim dönemin Roma İmparatoru Lucius Septimius Severus tarafından uygun görülmüş…
330 yılına gelindiğinde I. Konstantin tarafından Roma imparatorluğunun başkenti ilan edilerek Nova Roma ismi verilmesine karşın imparatorun kısabir süre sonra ölümü ile şehrin adı Konstantinopolis olarak anılmaya başlanmış.
543‘de nüfusun yarısının ölümüne sebebiyet veren veba salgınından sonra; şehir İmparator I. Jüstinyen döneminde yeniden inşa edilmiş.
1204 İstanbul işgali
İstanbul tarihi boyunca defalarca saldıraya uğramış…
700lü yıllarda Sasaniler ve Avarlar,
800lü yıllarda Bulgarlar ve Arapların,
900lü yıllarda Ruslar ve Bulgarlar tarafından saldırlar düzenlenmiş ve
1204 yılında Haçlılar tarafından ele geçirilerek yağmalanmış bunun sonucunda dayoksul ve enkaz içinde bir kent halini almış.
1261 yılında Palailogos Hanedanından; Michael VIII Palaeologus şehri tekrar ele geçirerek Latin’lerin dönemini sona erdirmiş.
Bu dönemlerde giderek küçülmeye başlayan Bizans imparatorluğu, 1391 den itibaren Osmanlı tarafından kuşatılmaya başlanmış ve 29 Mayıs 1453 yılında Sultan Mehmet tarafından fethilerek Fatih Sultan Mehmet olarak anılmaya başlanmıştır.
Bizans’ın son imparatoru Konstantin fetihten önce İstanbul’u çok iyi savunuyor. Grejuva(zift, reçine, kükürt, nafta, kireç ve güherçile ile yunan ateşi. En büyük çözelliği üzerine su döküldüğünde ateşin artması… Bu ateş söndürülemediği için maruz kalanlar ölüme terkedilirmiş.), deniz seferlerini zorlaştırıyordu. Surların güçlülüğü ise şehre girmeyi %70-80 oranında zorlaştırıyordu.
29 Mayıs sabahı saldırı başladı. Hücumun ilk dalgasını, mümkün olabildiği kadar çok Bizans askerini öldürmeye niyetli acemi askerler olan azaplar oluşturuyordu. Ayrıca Haliç’ten de baskı uygulayabilmek için gece yağlı kütükler üzerinde karadan Haliç’e taşınan gemiler, o sabah Bizans askerlerine karşı bir sürpriz unsuru olmuştu. Anadolululardan oluşan ikinci dalga, şehrin kuzeydoğusundaki, topla kısmen hasar almış Blachernae Surları’nın (okunuşu: blakernai ) bir bölümüne odaklanmıştı. Uzun süren bu çarpışmalar sonucunda Ulubatlı Hasan adındaki bir yeniçeri, surlara Osmanlı sancağını dikmiş, bununla ateşlenen Osmanlı ordusu 29 Mayıs 1453‘te İstanbul’un surlarını aşmıştı.
Fetihle ilgili diğer detaylar…
Bu dönemden sonra ilk zamanlarda a-stan, i-stan(güzellikler diyarı) olarak osmanlı belgelerine geçen şehir son dönem belgelerinde a-stan-bol,i-stan-bul olarak anılmaya başlandı.
14 Eylül 1509 da 8 şiddetinde olduğu varsayılan İstanbul depremi ve sonrasın 45 gün süren artçı şoklarlar bir çok bina yıkılmış ve ciddi sayıda kayıplar verilmiş.
1510 yılında; Sultan II. Beyazıd; 80.000 kişinin çalışmasıyla şehri yeniden kurulmuş ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde; günümüzde hala çok önemli bir değer olarak görülen Mimar Sinan tarafından inşa edilen cami ve diğer binalar kuruldu.
22 Mayıs 1766 da yaşanan deprem sonrası sarsıntılar sekiz ay sürdü. Halk arasında korkudan şuurunu kaybedenler oldu.
13 Kasım 1918‘de İtilaf Devletleri donanmasınca da işgal edildikten sonra 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyetin ilanı ile birlikte 2500 yıllık başkentlik dönemine son noktayı koydu…
Müslümanlar Konstantiniyye , Rumlar istinboli(Rumca:”Şehir`e”), Ruslar Çarigrad (Rusça: “Çarın şehri”) olarak anmışlardır.
Balkanlar da Stambul olarak bilinmekteydi.
Bu yazı wikipedia sitesinde ki İstanbul başlığından derlenmiştir.
Tarihte İstanbul`un anıldığı isimler;
Ağrandone,
Alexandre(Süryaniler),
Aliyona(Çekler),
Alma Roma(Romalılar),
Alyana(Çekler),
Anthusa(Lâtinler),
Âsitân (Osmanlılar),
Âsitâne-i Aliyye(Osmanlılar),
Âsitâne-i Devlet(Osmanlılar),
Âsitâne-i Hümâ Âşiyâne(Osmanlılar),
Âsitâne-i Pâdişâhî(Osmanlılar),
Âsitâne-i Saadet(Osmanlılar),
Âsitâne-i Saadet-Âşiyan(Osmanlılar),
Âsitâne-i Şâh-ı Cihân(Osmanlılar),
Astanbul,
Atakent (1930’da kabul edilmeyen teklif!),
Augusta Antononia(Romalılar), 3.yy,
Belde-i Mahruse ,
Beldetü’l-Tayyibe (Arablar),
Bilâd’i-Selâse (Arablar): “Üç belde”,
Bozantin,
Bulin,
Buzantion (Megaralılar),
Byzans,
Cezâre-i Heft Cebel,
Cizant Kağak(Ermeniler),
Constantinople (Fransızlar),
Constantinopoli (İtalyanlar),
Cospoli (Lâtinler),
Çakdurkan (Moğollar),
Çargrad (Ruslar): “Çar Şehri”,
Çezar Kayzer (Doğulular),
Darü’l-Hilâfetü’l-Âliyye,
Darü’l-İslâm (Arablar),
Darü’l-Mülk (Arablar),
Darü’s Saltanatü’l Âliyye (Türkler),
Darü’s Saltanatü’l Seniyye (Türkler),
Darü’s-Sâde,
Darü’s-Saltana,
Der-Âliyye (Anadolulular),
Dergâh-ı Selâtin,
Der-i Devlet,
Der-i Devlet-i Âliyye,
Der-i Saadet (Türkler),
Dersâdet,
Eis Tin Polin (Grekler),
El-Farruk (Arablar),
Escomboli,
Esdanbul,
Estambol,
Estefanye (Finlandiyalılar),
Gosdantnubolis (Ermeniler),
Granduye,
Gûlgûle-i Rûm (Rumlar),
Hakanü’l-Bahreyn(Osmanlılar),
Herakliyon (İsveçliler),
Istanbul(Osmanlılar),
İslâmbol(Osmanlılar),
İslâmbul,
İstefaniye(Felemenkler),
Kalipolis,
Kanaturye(Lehler),
Kayser-i Zemin(Fars/İran),
Konstantina el Uzmâ,
Konstantinîyye el Mahrusa(Arablar),
Konstantinîyye el Mevkıyye(Arablar),
Konstantinîyye’t-ül Mahrusat-ül Mahmiyye(Arablar),
Konstantinopolis(Bizanslılar),
Konstantinu K’alak(Rumlar,Ermeniler),
Konstantinye-i Kûbra(Arablar),
Kospoli(İtalyanlar),
Kostin(Portekizliler),
Kostyantine Grad(Rumlar),
Kostye(Portekizliler),
Kunstantinîye (Arablar),
Kustantıyniyye(Arablar),
Mahmiyye-i İstanbul,
Mahrûsa-i İstanbul,
Mahrûsa-i Saltanat(Osmanlılar),
Mahrûse(Türkler),
Makarr-ı Saltanat(Osmanlılar),
Makedonya(Lâtinler),
Megapolis,
Miklagrad(Vikingler/İskandinavlar): “Mihail’in Şehri,
Nea Roma,
Nesa Romes,
Nor-Hromn(Ermeniler),
Nova RomaBizans: 5.yy,
Pây-i Taht(Osmanlılar),
Pây-i Taht-ı Saltanat(Osmanlılar),
Poli(Kafkasyalılar),
Polis(Grekler),
Pozanta,
Pozantyam(Frenkler),
Roma Konstantinum,
Sakalye(Tatarlar),
Secunda Roma(Bizanslılar) MS.330,
Sultanü’l-Berreyn(Osmanlılar),
Südde-i Saadet,
Südde-i Saltanat,
Şehir,
Şehr-i Âzâm,
Şehr-i Konstantin(Arablar),
Taht-ı Rûm(Hintliler),
Tarigrad(Romenler),
Tekfûriye(Moskovalılar),
Tsargorod(Ruslar): “İmparator Şehri”,
Tsarigrad(Slavlar),
Urbis İmperiosum,
Urbs,
Ümmüd’d-Dünyâ(Arablar),
Vezendovar(Macarlar),
Vizantion(Grekler),
Vizendovar(Macarlar),
Vizendovina(Yahudiler),
Vizendoyne(Yahudiler),
Yağfurye(Frenkler),
Yankoviçe(Süryaniler),
Yeditepe(Türkler),
Zavegorod (Ruslar)…
2 Yorum
18 Haziran 2010 @12:40
Üniversitede Sanat tarihi dersinde içirmişlerdi resmen bu bilgileri bize. Ve okuduğumda ben nerede yaşıyormuşum, ama yaşadığım yer hakkında hiç bir şey bilmiyormuşum dedim . Eskilere gittim birden.
18 Haziran 2010 @13:21
Begendigine cok sevindim Hilal. Ben de okurken baya heyecanlandim. Hatta daha bu yaziya sigdiramadigim neler neler var :)
Yorum Yapın