Çaresiz – 11. Bölüm

TakımElbiseÇalıştığı ofiste yine en sinir bozucu günlerden biriydi…

Herkes onun üzerine geliyor gibi hissetti ve içinde büyük bir çığlık atma isteği kabardı. Elleri ile saçlarını kavradı, derin bir nefes aldı, tam avazı çıktığı kadar bağırmak üzereyken kapı açıldı. İçeri giren adamı görmesi ile içindeki bütün şişkinlik bir anda kayboldu. Simsiyah takım elbisesi ile içeri girdikten sonra, yüzündeki gülümsemesi sihirli bir dokunuş gibiydi.Kirli sakalı, gülümsemesi ve kulaklarının dibine düşen saçları ile esmer teninin aksine ışıldıyor gibi geldi bir an…

Kahve falına bakan Batı`nın söyledikleri kulaklarında çınladı.

– ‘kara bir adam, esmer işte, kirli sakallı,  iyi giyimli bi adam

Üzerindeki siyah takıma bir kez daha baktı. Sonra sakallarına. Saçlarının parlaklığına. Belli ki oldukça bakımlı biriydi.

Adam, ağır adımlarla ona doğru yürüdü. Yürürken gözlerini gözlerinden bir an olsun ayırmadan yanına kadar geldi elini nazikçe uzatıp, çenesinden tutarak eğildi. Dudaklarını dudaklarının hizasına getirdi nefesini dudaklarında hissedebiliyordu. kısa bir süre hiç bir şey yapmadan gözlerinin içine baktı. Yavaşça eğilip ıslak ve sıcak bir şekilde öpmeye başladı. O an dudaklarının arasında kızgın bir kor parçası var sandı. Dudaklarındaki ateş yavaş yavaş yanaklarına oradan kulaklarına ve boynundan aşağıya tüm vucuduna yayıldı. Adam diğer elini ensesine doğru uzattı. Elini bir tarak gibi ensesinden yukarıya doğru yavaşça kaydırdı. Saçlarını parmaklarının arasına alıp sıkıca kavradı. Bu ani hareket biraz canını yaktı ama bu acı ona keyif vermişti.
Bacaklarının titrediğini farketti utanır gibi oldu ama öpüşmeyi bırakmadı. Dilinin ucu her dudağına değdiğinde sanki sırtına bir kamçı darbesi daha iniyor gibiydi. Adam ellerini teninden hiç ayırmadan, ağır hareketlerle ensesini ve kulağının dibini okşadı, yüzünü tam avuçlarının arasına alacak çenesinden tuttu. Çaresiz, sadece gözlerini dikip ona doğru baktı.  Oturduğu sandalyeden ağır hareketlerle doğruldu dudaklarını adamın dudaklarından ayırmadan boynuna sarıldı. Bir süre öylece kala kaldı. Adam öpmeyi bırakıp biraz doğrulduğunda sanki sudan kıyıya vurmuş bir balık gibi hissetti kendini. Boynundaki kravatı hızla çözdü, gömleğinin düğmelerini açtı.

Bir kaç saniye sadece yüzüne baktı. Yüzünde sinsi bir gülümseme belirdi. Adamın göğsüne doğru eğilip küçük bir öpücük kondurdu. Kafasını kaldırmadan hınzır bir ifade ile adamın gözlerine baktı. Bir kaç küçük öpücükten sonra burnunu ve dudaklarını tüm gücüyle adamın göğsüne bastırdı ve derin bir nefes aldı. Kokusu onu büyülüyor gibiydi. Avuçlarının içini göğüslerine dayadı dudaklarını hafifce araladı ve sanki büyük bir külah dondurma gibi göğüslerinin arasını yaladı. Adamın gözlerinin içine bakıp şeytani bir gülümseme daha savurdu. Adam aniden bileklerinden tuttu ve ellerini aşağıya indirdi. Bileklerinde hissettiği gücü düşünürken adamın göğsüne ve kollarına baktı. Daha ne olduğunu anlamadan siyah bluzunun üzerinden çıktığını farketti. İçinde büyük bir volkan kaynıyordu. Bir kaç saniye içinde nefes nefese kalmıştı…

Tam herşey mükemmel şekilde ilerliyor derken aniden duyduğu “Merhaba” sesiyle irkildi.
Adam kapının önünde dikiliyordu. Bir an yutkundu ve yanına baktı.
Bunun bir hayal olduğuna inanamadı biraz utandı ama hiç bir şey belli etmedi.
Titreyen sesinden şaşkınlığı belli olacak diye çok korktu ama yine de “Buyrun hoşgeldiniz” dedi.

– Musait değilseniz daha sonra gelebilirim!
+ Hayır! Yani hayır bir işim yok buyrun!

 

[<] Çaresiz – 10. Bölüm || Çaresiz – 12. Bölüm [>]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir