Kategori arşivi: Hayat ve Tecrübeler

Ortalama bir TTNET kullanıcısının karşılaşabileceği saçmalıklar!

ttnet-pismanliktirBir kaç gün önce Sen nelere kadirsin PES başlıklı yazımda İnternet bağlantımı değiştirdiğimden bahsetmiştim. Bu değiştirme işlemi sonrasında anladım ki TTNET denen saçma sapan şirketin size yaşattığı saçmalıklar İPTAL başvurusundan sonra da peşinizi bırakmıyor.

Okumaya devam et

Bowling: Dayak yemişcesine eve dönmek…

Bowlingle daha önce bir kaç kez buluşmuş makara dolu beceriksizliklerimle ve gülüşmelerle son bulmuştu.

Bir kaç gün önce Profesyonel bir Bowling oyuncusu olan şirket sahibimizin hiç bir bilgisi ve tecrübesi olmayan beni ve diğer 3 iş arkadaşımı daha Şirketler arası bir Bowling turnuvasına kayıt ettirmesi ile biraz daha haşır neşir oldum bu spor ile…
Açıkcası bu kadar yoracağını hiç beklemiyordum.

İlk Turda yapılan iki farklı musabaka sonrasında tüm ekibin hayatında 3’er kere oynadığı oyunun turnuvasında Çeyrek finale yükselmeyi başardık fakat bu akşam yapılan Çeyrek Final müsabakasında oldukça kötü bir performans sergileyerek elendik.

Fakat burada anlatmak istediğim nasıl da elendik ya da nasıl çeyrek finale çıkılır değil. Okumaya devam et

Sen nelere kadirsin PES (PRO EVOLUTION SOCCER)

Şu an oturduğum adreste yaklaşık 5 senedir oturuyorum. Mecidiyeköy’e taşındıktan sonra burada o an kullanabildiğim tek hizmet olduğu için ADSL’e geçtim. TTNET bağlantısını 8MB sınırsız olarak 1 sene kullandım fiyatları da oldukça uygundu… (Sanırım 56TL falandı!)

Aradan biraz zaman geçtikten sonra eve Playstation ve haliyle bir çok Erkek kullanıcı gibi PES13(Pro Evolution Soccer) aldım. İşte tam bu noktada bir çok sorun zincirleme olarak devreye girmeye başladı. Önce bağlantıyı kuramadığım, kurabilmem için port açmam gerektiği fakat elimdeki modelde bu özellik olmadığı için Modem değişti, Portlar açıldı. Artık bağlantım vardı. Okumaya devam et

Bir yol macerası

Geçenlerde yaşadığım ve bana ilginç gelen bir olayı anlatmak istedim.

Yine bir toplantı için ilk defa gideceğim bir yer hakkında bir yol tarifi aldım ve yola çıktım. Tarif oldukça basit görünüyordu.

“Metrodan Gülsuyu durağında in, Türkan Saylan çıkışından çık. Türkan Saylan’ın önüne gelince Şenyuva’yı göreceksin. Hemen yan binası.”

Ne kadar basit değil mi?

Söyleneni yaptım Metrodan Gülsuyu durağında indim. Türkan Saylan çıkışından çıktım. Turkan Saylan’ın önüne de geldim fakat etrafta Şenyuva diye bir şey görünmüyor! Biraz ileri gittim, yok! Biraz geri yürüdüm ama yok! Tam anlayamadım herhalde diye düşünüp gideceğim yeri telefonla arayıp sordum.

– Türkan Saylan’ın önündeyim şu an nasıl geleceğim?
– Türkan Saylan’ın önünde misiniz?
– Evet kapısı tam karşımda!
– Şenyuva’yı görüyor musunuz?
– Hayır! Göremiyorum.
– Nasıl olur? Türkan Saylan’ın önünde değil misiniz?
– Tam kapısının önündeyim binanın üzerinde kocaman Türkan Saylan Kültür Merkezi yazıyor.
– Allah Allah önündeyseniz nasıl göremiyorsunuz? (belki gozlerim kapalıdır!)
Şimdi nasıl tarif edeyim ki Şenyuva’yı görmeniz gerek aslında. Ordan buraya geçişte yok! En iyisi ordan birine Şenyuva’yı sorun herkes bilir! Gösterirler.(Eyvah!)

“Herkes bilir, Gösterirler.” Tam bir korku filminin en gerilimli anındaki o sinir bozucu müzik sesi gibi kulağımda çınlamaya başlamıştı.

“Kuruntu yapmayayım” diye kendi kendimi teskin ettikten sonra eli yüzü düzgün birini durdurup sordum.

yol-tarif-etme– Buraları bilir misiniz?
– Evet.
– Şenyuva varmış buralarda biliyor musunuz?
– He evet şu ilk sağdan girin sola dönün yolun sonunda göreceksiniz orada bir yuva vardı. Şenyuva orası.
(Ordaaa bir yuva var uzakta!) Yuva dediniz di mi?
– Bana sadece “Türkan Saylan’ın önüne gelince Şenyuva’yı göreceksin” dediler bilmiyorum.
– Türkan Saylan burası.(Eliyle dev yazıyı gosteriyor.) Yuva burdan gözükmez ki ilerde o.
– “Yakın” dediler.
– Ya yakın zaten 100 mt falan.

Son ana kadar gayet iyi gidiyordu aslında. Pek güvenmesem de gösterdiği yola dogru koyuldum. Hala kafam da “Ne yuvası?” sorusu dolanıyordu. Bu soru dönedursun bir kac adım sonra genç bir kızcağız gördüm 20’li yaşlarda olduğu belli. Usulca sokulup ‘Merhaba!’ dedim.

– Afedersiniz. Buralarda Şenyuva varmış biliyor musunuz?
– Hee evet! Şurda sola dönünce 50-60 mt ileride.
(Eli yüzü düzgün adamla aynı yolu gösteriyor.)
– “Türkan Saylan’a gelin göreceksin hemen yakın” dediler.
– Ya yakın da göremezsiniz ki nerden göreceksiniz?
(Eyvaaaah!) Şenyuva apartmanı değil mi?(A Part U Man)
– Bilmiyorum, sadece Şenyuva dediler.
– Tamam apartman o, burdan gidin sola dönün ilerde.

Önce yuva oldu sonra apartman hadi bakalım dedim kafam daha karışık yürümeye başladım. Kafamda bir senaryo çizmiştim. Şenyuva diye bir apartman ve bu apartman aslında bir yuva!

Türkan Saylan’ın solundan yürmeye başladım. Neden sonra bir şeytan dürttü beni. Durdum ve gittiğim yönüm tam ters istikametine baktım. Kocaman bir tabela dev bir binanın tepesinde duruyordu.

“Şenyuva yapı sistemleri”

E hani yuva? Apartman? Sola dönecektik?

Velhasılı kelam milleti emin olmadığınız tarif ile göndermeyin ki arkanızdan sövüp durmasınlar… Gittiğimde hala “nasıl göremezsin” diye soruyorlardı.

Ya kardeşim görünmüyor yahu!

Hepimiz zaman zaman ilk defa gittiğimiz yerler için yol tarifi almışızdır ya da en azından yol tarifi vermişizdir. Ben bana yapılan her yol tarifi sonrası biraz tedirgin olurum. “Acaba doğru anladım mı?” “Tarifi doğru verdi mi?” gibi bir çok soru ile yola çıkarım her aldığım tarif sonrası…

Belki biraz olsun ne dediğimizi ne anladığımızı, nasıl anlatdığımızı bir kez daha gözden geçirebiliriz.

Ali İsmail Korkmaz, daha 19 yaşında düşlerinde özgür dünya

ali ismail korkmazKabul etmem 6 kansızın öldürdüğünü!
Onlar dövmeden ölmüştü O,
bi sözde doktor eve yolladığında da ölüydü zaten!

Katil ayakta öldürmüştü onu,
daha ilk cop tenine değmeden
ve bir doktor ona git demeden…
32 Milyon kişi’nin, yani her ikimizden birinin ellerinde!

Tam 12 sene önce öldürmeye başlamıştık onu
yani daha 7 yaşındayken ve daha milyonlarca küçük çocuğu
o gün zehirledik el birliğiyle hem de…

ALİismailKorkmazYıllarca direndi
“Yiğit” ALİ,
“Kurban” İSMAİL
ve “Yürekli” KORKMAZ!
Ama sonunda öldü!
Daha ilk cop tenine değmeden!

Ali İsmal Korkmaz`ı dövdüler 6 kişi,
Tek başınaydı, sokak ortasındaydı,
Bir tekme düşürdü, diğerleri vurdu,
O’nunsa tek silahı onuruydu…

ali-ismail-korkmaz-davasi-ertelendi-1Daha 19 yaşında,
Düşlerinde özgür dünya…

ALİ İSMAİL KORKMAZ
Bu direnç YIKILMAZ!

Bir ezidi, bir suryani, bir müslüman…

Aşağıdaki hikayeyi Gezi olaylarının ilk günlerinde bir blog yazısının altında okumuş, çok sevmiştim ama sonra bir daha bulamadım.
Ben de başkaları da okuyup, paylaşabilsin diye aklımda kaldığı kadarıyla yazayım dedim…

Tarihin birinde o eski dostlukların ilk kırıldığı zaman denk gelir bu mevzunun vuku bulması diye anlatılır…

Bir Ezidi, bir Süryani ve bir Müslüman genç birlikte gezer olur, düşerler yollara. Bilinmedik, görülmedik yerler görme uğruna. Zaten bu olaya kadar da dostlukları bakidir her daim. Hep omuz omuzadırlar. Kurttan, çakaldan birlikte kurtulur hayatta kalırlar onca zaman… Okumaya devam et

Provake edilmekten Bıktım!

Twitterda yayınladığım gündeme ve geleceğimize dair içimden geçenleri maddeler halinde yazmıştım. Onları burada toparlamaya çalıştım. Bu yazı yayınlandığı sırada atılan mentionlar içinde araya küçük notlar ekledim.

DHKP/C adı altında konuşan kaynağı şüpheli gruplar umurumda bile değil. Olay en başından beri çarpık dizayn edilmiş bir senaryodan ibaret olayın kendisi doğru düzgün belli değilken ölen çocuk ülkücü sanılsın diye herşey yapıldı. MHP gaza gelmeyince BDP’ye yüklemeye kalktilar bu daha sonuçlanmadan nasıl olduysa Keleş açıklamaları geldi. Mesnetsiz tavırlar kaile alınmayinca bi anda facebook grubu ustlendi. Sonra ne olduysa birden grup mesajlari sildi gitti.

(Ek Not: Bu yazı yazıldığında zaten DHKP/C üstlendiği bir çok yerde duyuruldu mevzu kimin üstlendiği değil. O sürece kadar olayın kimlere yamanmaya çalışıldığı) Okumaya devam et

Phrasal Verbs denen zımbırtı

Yaklaşık 3 aydır ingilizce kursuna devam ediyorum.
Elementary seviyesinden başlayarak 3 kurluk bir serüvene atıldım gibi bir şey.
İngilizce bir çok kelime bilmeme rağmen bir türlü onları bir araya getirip cümleye çeviremiyordum.
Grammar bilgim olmadığı için bu sorun gerçekten tam anlamıyla bir cehennem gibi uzun zamandır başımdaydı.
Yabancı bir kaynak okumaya çalıştığımda yalan yanlış anladığım dökümanların başıma iş açması sonucu bu işin böyle devam etmemesi, çözümlenmesi gerektiğine karar verdim ve 3 ay önce bu serüvene atıldım. Nasıl oldu bilmiyorum ama bir anda herşey aydınlanmaya başladı.
2 ay önce hızlıca Elementary kısmını tamamladım ve Pre-Intermediate seviyesine devam ettim. Bu hafta Pre-Intermediate seviyesi de bitmek üzere.

Yaklaşık 3 ay önce bir liste çıkarmaya karar vermiş hatta çıkarmıştım fakat blog taslaklarında öyle kala kalmış duruyordu sonunda ben de yayınlayayım dedim :)

Kısaca söylemek gerekirse Phrasal Verbs, Edat ya da Zarf(PrePosition)`ın fiilden sonra gelerek oluşturduğu yeni fiillere denir. Bu fillerin de anlamları, edat ya da zarf eklenmeden öncekinden farklı olurlar :)

Örnek: They run into on Sundays.
Pazar günleri karşılaşırlar.
Run=koşmak  fiilini into edatı (preposition) run into=karşılaşmak olabiliyor

Örnek: He is looking it up on the internet.(Doğru)
Look up fiilinin arasına it zamiri gelmiştir ve kullanım doğrudur.
He is looking up it on the internet.(Yanlış)
It zamir olduğu için look ve up arasında girmelidir.

Bununlar iligli toplayabildiğim bir kaç örnek ile de bir liste yaptım :) Okumaya devam et

Uzun zamandır neden kimseye cevap vermiyorum, neden sessizim?

Geçtiğimiz hafta cumadan beri ortalarda yokum. Otomatik mesajlar dışında Twitter, Instagram, Foursquare, Message me vb uygulamaların tamamı benim için şu an kullanılamaz durumda :

Telefonum(iPhone 4s) zaman zaman normal konuşma esnasında saçmalayıp sesi karşıya iletmemeye başlamıştı(hoparlorden konuşabiliyordum) son dönemde de home tuşu gittikçe hassasiyetini kaybetmeye başladı. çoğu zaman 3-4 kez basmak zorunda kalınca garantisi bitmeden bakıma göndermenin faydalı olacağını düşündüm. Bu durumun 4 senedir aralıksız iPhone kullanan biri için zor olacağını biliyordum ama bu kadar sarsacağını tahmin etmemiştim.(şaka şaka yapamadığım bi kaç şey var ama öyle sarsılma falan yok ;))

Okumaya devam et

Kimsin sen?

Aynı fikirde olmadıklarımız tarafından
sen şucusun bucusun diyerek ötekileştirilmek,
en az 20 gündür çektiklerimiz kadar acı…

Fikret Orman’ı istemiyorsan
ya Fenerli, ya Galatasaraylısın…
Özgürlüklere karışılmasın istiyorsan Çapulcusun…
Çarşı diye bağırdıysan terörist… Okumaya devam et