Kategori arşivi: Sineblog

Stajyer – The Intern

 

 

 

The Intern - Stajyer    Robert de Niro ve Anne Hattaway’in başrolü paylaştığı yepyeni bir film bayram haftasında gösterime giriyor. Robert de Niro’nun 70 yaşında emekli eşini kaybetmiş ve bir çok şeyi denedikten sonra emekliliğin o kadar da eğlenceli olmadığına kanaat getirip sosyal sorumluluk projesi olarak yaşlı stajyerleri işe almaya deneyecek olan About The Fit firmasının ilanına başvurup görüşmeler sonrası staja başlamasını konu alıyor. Genç henüz 30ların başında olan genç patroniçenin huysuzlukları ve etrafındaki olumsuzluklar ve zorluklar için 40 yıllık çalışma ve 70 yıllık hayat tecrübesi ile çözümlerini ve yaklaşımlarını eğlenceli bir dille anlatıyor. Okumaya devam et

The Avengers – Yenilmezler

Geçtigimiz cuma günü izmir seyahatimin dönüşünde uçakdan iner inmez ayağımın tozu ile koştura koştura sinema salonundaki yerimi aldım.

Benim gibi çocukluğu çizgi romanlarla geçenlerin heyecanla takip ettiği Marvel serisinin son filmi “The Avengers/Yenilmezler” sonunda gösterime girdi ve tabiki ben yine ilk günü kaçırmadan salondaki yerimi aldım…(Gece 03’te filmden çıktığımız için yazıyı anca yazabildim)

Filmi gayet beğendiğimi söyleyebilirim hatta

Okumaya devam et

The Hunger Games – Açlık Oyunları

The Hunger Games, Türkçe ismi ile Açlık Oyunları…
Son dönem içerisinde adını en çok duyduğum ve hakkında en fazla şey dinlediğim kitaplardan birisi. Hatta o kadar çok fazla duydum ki, artık ismini duydukça bende bir mide bulantısı oluşmaya başladı bile diyebilirim.

Maalesef sahip olduğum ve çok da sevdiğimi söyleyemeceğim bir huyum olan –çok fazla konuşulan ve hakkında çok fazla şey duyduğum kitap veya filmi okuyamamak/izleyememek– nedeniyle bir kitabı veya filmi, hakkında birşeyler söylenmeye başlamadan okumaya çalışırım. Eğer okumadıysam sonrasında malesef okuyamaz oluyorum. Okumayı istiyorum ama maruz kaldığım fazlaca spoiler* nedeniyle denesem de, pek başaramıyorum.

Benim yazdığım film başlıklarına bakacak olursanız, genel olarak filmleri ilk çıktığı günde izleyip hakkında spoiler vermeden filmin iyi-kötü, heycan verici-sönük vb özelliklerinden bahsederek önermeye ya da eleştirmeye çalışırım.

İşte yine böyle bir kitabın filme çeviriminden sonra biraz da mecburi olarak bu film için salondaki yerimi aldım. Mecburiyet diyorum çünkü Okumaya devam et

Yepyeni bir dizi: Touch

20TH CENTURY FOX’UN EN YENİ YAPIMI OLAN TOUCH TÜM DÜNYADA İLK KEZ GLOBAL BİR KAMPANYA VE REXONA’NIN GLOBAL SPONSORLUĞU İLE 100’DEN FAZLA ÜLKEDE AYNI HAFTADA GÖSTERİME GİRECEK

TV’de bir ilk: Global gösterim, global bir pazarlama kampanyası ve global bir sponsorluk ilk kez bir televizyon olayı için bir araya geliyor
Unilever Rexona markası ile Touch’ın tüm dünya çapında reklam partneri oldu
Twentieth Century Fox Television Distribution, Fox Broadcasting Company,
FOX One, 20th Century Fox Television ve FOX International Channels
Touch’ın 22 Mart’ta Amerika’da gerçekleşecek olan prömiyeri için tüm dünyayla ortaklaşa bir çalışma yürütüyor.
Yine bir ilk olan bir başka konu ise; dizi Türkiye’de Amerika yayınından hemen 1 gün sonra 23 Mart Cuma günü 21:10’da Foxlife ekranlarında gösterilecek

Heroes’un yapımcılarından Tim Kring’in yönettiği, Emmy ödüllü 24 dizisinden tanıdığımız Kiefer Sutherland’in başrolde olduğu yepyeni merak uyandıran drama dizisi Touch, tüm dünyada aynı anda global bir pazarlama kampanyası ve global bir sponsorluk ile Mart ayında prömiyer etmeye hazırlanıyor. Televizyonda ilk defa yaklaşık 100’den fazla ülkede aynı anda yayına girecek olan bir dizinin dünya lansmanı için Twentieth Century Fox Television Distribution, Fox Broadcasting Company, FOX One, 20th Century Fox Television ve FOX International Channels birlikte çalışıyor. Dizinin global pazarlama kampanyasını yürütmek için, Kiefer Sutherland Avrupa’nın birçok şehrinde yürütülecek basın turlarına katılacak, aynı zamanda 18 Mart’ta New York City’de gerçekleşecek olan global basın gösterimine katılacak. Kampanyanın bir diğer ilki ise, Unilever firmasının deodorant kategorisindeki lider markası Rexona ile Touch’ın tüm dünya izleyicisine erişmesi için diziye sponsor olması. Okumaya devam et

Fantastik bir masal: John Carter – iki dünya arasında –

Son bir kaç yazıma göz atınca farkettim ki oldukça sık aralıklarla izlediğim filmleri yorumlamaya başlamışım.
Bir an kendi kendime “Sinema blogu mu tutuyorum?” diye sormadım değil!

Her neyse uzun bir süre sonra gerçekten keyifli bir film izlediğimi söyleyebilirim…
Fantastik kurgusu, etkileyici anlatımı ve abartmadan kullanılmış efektlerle sizi dünyadan kopartıp etkileyici bir masalın içine çekmeyi başaran bir film olmuş.

1800’lü yılların sonunda başlayan ve bambaşka bir gezegende devam John Carter`ın yaşadıkları büyüleyici bir hikaye ile anlatılıyor. Okumaya devam et

Sen Kimsin? -Keşke Hiç Yapmasaydınız!-

Geçtiğimiz ay gösterime giren Fetih 1453 filmini izlemek için yerimizi aldığımız sırada, izlediğimiz fragmanlar arasında dikkatimizi çeken ve eğlenceli bir komedi olarak gözüken “Sen Kimsin?” filmi gösterime girdi. Tabii biz de hemen biletlerimizi alıp, heyecanla izlemek için salonda hazırdık.

Fragmanlardaki eğlence ve komik esprileri bize uzun zaman sonra komik bir film izleyeceğimizin sinyallerini veriyordu. Tabii ki bu filmin ilk yarısı bitene kadar süren bir heyecandı. Okumaya devam et

Fetih 1453 filmi hakkında kendimce yorumlar

Geçtiğimiz hafta Seviye`nin kampanyasırları facebook sayfasında duyurduğu ve katıldığı Mutlu Akü tarafından hazırlanan Senin bir numaran kim? yarışmasından kazandığı 2 kişilik sinema biletini kullanmak için beklediğimiz Fetih 1453 filmi sonunda gösterime girdi ve tabi biz de gösterime girer girmez kapalı gişe oynayacağını tahmin ettiğimiz film için rezervasyonlarımızı erkenden yaptırdık. Rezervasyon ile ilgili bir kaç aksaklık çıkmış olsa da, sonunda tatlıya bağlandı ve salondaki yerimizi aldık.

Filmin nasıl olduğunu, büyük bir kalabalık gibi biz de çok merak ediyorduk. Şu ana kadar yapılan tüm yerli filmler arasında bile en yüksek bütçeli olan Fetih 1453, uzun zamandır hasret kalınan tarihi filmlerden birisiydi.

Film hakkında benim yorumlarıma gelecek olursak… Okumaya devam et

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde (Once Upon A Time)

Biliyorum, biliyorum uzun zamadır blogumu ihmal ettim…
Biliyorum, biraz bana kızgın… Ama oldu işte yeniden klavyemin başındayım…

Her neyse eninde sonunda buradayım ve bu sefer bir diziden bahsedeceğim. Hali hazırda 11. Bölümü yayınlanmış bir dizi…
Once Upon A Time (Bir varmış, Bir yokmuş) isimli bir dizi…

Bu dizide daha önce severek izlenen dizilerden tanıdık simaları çokça bulmak mümkün ama ondan daha önemlisi hepimizin çok çok eskiden beri tanıdığımız kişilerin, masal kahramanlarının bu dizinin içinde olması çok daha keyif verici bir durum bence. Okumaya devam et

Sherlock Holmes – A Game Of Shadows

Sherlock Holmes, Robert Downey Jr ile daha bir başka… yazısı ile değindiğim ilk filmin ardından sonunda 2. bölüm de vizyona girdi ve tabiki hem Sherlock hem R.D. Junior hayranı olarak salondaki yerimi almam çok da gecikmedi.

Filmdeki aksiyon sahnelerinden gerçekten memnun kaldım. İlginç bir finalle son bulan güzel bir film izledim…

Fakat ben bundan daha çok film içerisinde çok da tesadüfi olduğunu sanmadığım bir joker göndermesi gördüm. Eğer bu yazıdan sonra izleyecek olursanız belki siz de fark edersiniz. Filmde 2 dk lık bir Sherlock Holmes ve Dr. Watson konuşması sırasında Holmes`un yüzündeki makyaj, saç şekli bakışları ve tavrı tam bir JOKER(The Dark Knight) göndermesi gibiydi. O ana en yakın bulduğum bir fotoda biraz andırıyor ama o konuşma sahnesinde net bir şekilde ayırt edilebiliyordu. Henüz izlemediyseniz izlerken bu ana dikkatli bakarsınız ;)

Behzat Ç – Seni Kalbime Gömdüm

Cuma günü gösterime giren Behzat Ç. – Seni Kalbime Gömdüm filmini izledik bu hafta. İlk olarak söyleyebileceğim yayınlanan dizide sürekli duyduğumuz bipleme sesleri yok, rahat rahat filmi izleyebiliyoruz! Çok keyifli, çok eğlenceli ve bir o kadar da mesajlar içeren bir film olmuş. Dizide aldığınız tadı kesinlikle alacağınıza eminim! Günlerdir sezon arası verdiği için izleyemediğim Behzat Ç. ile resmen hasret giderdik 2 saatlik zaman içerisinde ve para verip gittiğim için hiç de pişman değilim! Kesinlikle siz de gidin ve sinemada izleyin! Verdiğiniz her kuruşa değdiğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Behzat, Harun, Akbaba, Hayalet, Savcı Esra filmde de en az dizide olduğu kadar içimizden biri olarak çıkıyor karşımıza. Filmi izlerken en ufak bir yadırgama, en ufak bir rahatsızlık hissetmiyorsunuz. Okumaya devam et