Etiket arşivi: FriendFeed

Gittikçe körelen bir adet: Blog Yazmak

nokia_6300_zoomBen blog yazmaya başlayalı 6 seneden fazla zaman olmuş. İlk günlerimi hatırlıyorum da her hafta bir şeyler yazıyordum. Tabi bunda en büyük etkenlerden biri Beylikdüzü’ünden kalkıp Gayrettepe’ye işe geliyor olmamın büyük etkisi var. 2 ila 2.5 saat civarı süren yol maceramda biraz yazıyor, biraz uyukluyordum. İlk blog yazmaya başladığımda Nokia 6300 bir telefonum vardı. Onunla Edge ile bağlanıp bir şeyler yazmaya çalışıyordum.
Okumaya devam et

Ben Nasıl Blogger olucam? – 3

Geçtiğimiz sene bu zamanlar başladığım, Ben Nasıl Blogger olucam? – 1 ve Ben Nasıl Blogger olucam? – 2 başlıkları ile ilk iki bölümü yazdığım yazılarıma çok ara verdiğimi farketmemle başladı hikayenin devamı…

Hatta aradan bir sene geçti diye tekrar paylaştığımda, yazılarının düzenliliği ve titizliğine hayran olduğum Teakolik Hamza‘ dan şu tepkiyi aldığımda çok heyecanlandım…

Twitter’da bir kaç kez RT edilmesi de ara vermemin bir hata olduğunu belgeler nitelikteydi…

Şöyle yazılmış yorumlara bakarken Okumaya devam et

Sosyal medya kullanımı #SOME

Sosyal medya kullanımı hakkında çok çok saygı duyduğum Yasemin Sungur`un yazısını kendi kendime MİM kabul edip, ben de kendimce nasıl kullandığımı yazayım istedim.

Nasıl Kullanıyorum?
Sosyal Medya çerçevesi içerisinde bir çok üstadıma göre oldukça taze toy ve çömez biri olarak bulunuyorum, fakat her geçen gün daha fazla heyecanlanıyorum. Üstadların peşinde bir o yana bir bu yana koşturmaktan öte neler yapıyorum derseniz bir kaç hesabım(aşağıda bahsedeceğim) üzerinden kimi boş kimi dolu lakırdılar ediyorum. Okumaya devam et

Ice age 3D hüsranı

Dünyanın en sevilen animasyon serisinin 3. 3D olarak gösterime girdi. Sıkı bir takipçisi olarak eşimle birlikte koşar adım sinema da aldık soluğu… Heyecanlıydık elbette nasıl olmayız ki esprileri, görüntüsü ve konuları işleyişi ile animasyon devrimi yaratmıştı. Animasyonların yalnızca çocuklar için olmayacağını insanlara ezberletti. Bunlardan nasibini alan seviye ve ben de hemen sinemada yerimizi ayırtmak için kolları sıvadık. Tabi heyecan ile tarihi yanlış seçmişim. Ne olacak ki demeye kalmadan seviye uyandırdı. Benim çalışmam gerekiyordu. Tam yıkılıyordum ki yine benim akıllı karım imdadıma yetişti. Henüz yeni yeni alışmaya çalıştığım FriendFeed den duyurmamı tavsiye etti. Henüz listem kalabalık olmadığından umutsuz ca mesajımı yazıp yolladım. Sen nelere kadirmişsin FF dilinden döküldü. 5 dk da like(beğen) edenler sayesinde mesajim Burak Dönertaş a ulaşmıştı. Biletleri almaya gittiğim de AFM nin haraç benzeri gözlük kullanım parası(2 TL) istemesi ile bir şok atlattım. Neyseki ödemedim ben bilet paramı ödemişim banane… Burak la güzel bir yemek yedik, projelerden konuştuk ve biletini teslim ettim. Kendisini tanıdığım için mutluyum keza kendisinin deyimi ile negatif dediği yorum ve eleştirileri sayesinde bazı gereksiz uğraşları yeniden gözden geçireceğim.

Neyse biz devam edelim.
Salonda yerimizi almaya hazırlanırken bir şok daha “ara vermeyeceğiz” diyen yer gösterici sayesinde şöyle bir sirkeledi. Gözlükleri çalacaklar korkusu ile güzelim filmi ilk dakikadan zehir etmeye başladılar. Keyfimizi kaçırmadan filme odaklanmaya karar verdik. Filmin giriş kısmı oldukça sıkıcı geldi. Sevimli sincap ve aşkı olmasa uyuklayabilirdim. Tam hareketlenmeye başladı diye sevinirken bu sefer de gözlükler başımı ağrıtmaya başladı. Ben biliyorum canım! Hiç ara vermeden izlemenin ızdırabını daha önce de çekmiştim. Bir de buna gözlükler katılınca katmerli oldu. Film ikinci 45 dakikalık bölümde havasını buluyor ama yine de şu gerçek ki serinin ilk 2 bölümündeki lezzet yoktu. O kadar kötü falan dedim lakin yine de hala üzerine animasyon tanımam.