Kıskançlık…
Farklı farklı şekillerde yakamıza yarışabilecek fena bir hastalıktır.
En zararsız haline imrenmek diyoruz biz insanlar.
Zaten onun haricinde kalanlar genelde ızdırap veren bir işkence gibidir.
Başarımızı kıskananlar, mutluluğumuzu kıskananlar, sevdiğini kıskananlar.
Bu maddeler çoÄŸaltılabilir tabiki…
Buraya kadar saydıklarımızdan herhangi biri ile karşılaşıldığında bir nebze de olsa sevinilebilir keza herhangi bir kaçı bir araya geldiğin de hayatı zehir etmesi işten değil.
Bunlar bir de tek bir kadında toplanıyorsa, kadın seviyorsa, kıskanan da kadının bu duygularını kaşıyorsa seyreyleyin cümbüşü.
“Neredesin?” “ne yapıyorsun?” “Yanında kim var?”
Bu kadını çıldırtmak istercesine saldıracak olanlar en acımasız işkenceci gibidir.
Kimi zamanda erkeği parçalamak için çabalar bu işkenceciler.
Sonrasında…
Pencereden baktı, sokaÄŸa çıktı krizleri…
Daha kötüsü mü?
Var elbet!
Düşünün ki bir erkek baÅŸarılı ve ön planda tabiki ona hayran bir sürü insan ve bir kadın onu çok seven…
Şu karışıma da bakın hele atom bombası halt etmiş!
Kadına bir iki uyarı atışı “kızım sahip çık bak çok fena bu“!!!
Zamanla gelişen keskin nişancı kişi en son mükemmel bir headshot ile öldürücü darbeyi vurur.
“kız alo, alo diyorum bak dinle bi bu deyyus seni aldatıyor. Bir dostun!”
Hadi canım!
Bu nedenledir ki iddia ediyorum!
“Birinden nefret etmek istiyorsan, onu kıskanan herkesten fikir alabilirsin.“
Yorum Yok
Yorum Yapın