…SoÄŸuk ve bir o kadar sessiz koridoru yırtıyordu üç kiÅŸinin emin ve kararlı adımları…
Gidilen yolda emin ve hedefe doÄŸru kararlı adımlar…
Üçünün de yüzünde en ufak bir tebessüm yoktu, aksine nefret ediyorlardı herÅŸeyden…
En sağdaki Esmer ve bıyıklı olan Hüseyin;
28 ‘inde olmasına raÄŸmen en az 35 gösteriyordu.
EskimiÅŸ ve sıkılmış bedeni. İki çocuklu bir ailenin küçük oÄŸluydu…
İlkokul ve ortaokulu okuduktan sonra, liseyi zorla bitirmiş ve okumaya devam etmemişti.
Nasıl olduÄŸunu o da bilmese de, bir ÅŸekilde o da buraya düşmüştü…
Ablası ilkokul bittikten sonra “kız dediÄŸin daha fazla okumaz” düşüncesine sahip babası tarafından ,1 sene içinde söz niÅŸan nikah yapılıp “Er” evine yollanmıştı.. EvlendiÄŸinde daha 13 yaşına yeni basmıştı…
Koca dayağına dayanamayıp 15 yaşında baba evine dönmüştü…
O da, 8-9 sene sonra babasının kahvede okey taşlarından kaynaklanan bir kavgadan sonra kaybettikleri babasının ardından dul kalan annesi gibi küçük erkek kardeşinin eline bakmaya başlamıştı.
Hüseyin, babası öldüğünde 20 yaşına basmış ve iÅŸ aramaya koyulmuÅŸtu. Bir çok iÅŸe girip çıktıktan sonra tesadüfen bir tanıdık aracılığıyla en son kendini burda bulmuÅŸtu. O günden bu yana tam 6 sene geçmiÅŸti. Artık Hüseyin tecrübeliydi, kıdemliydi…
Soldaki Ferit;
Hüseyin kadar kumral ama ona nazaran daha uzun ve geniÅŸ omuzluydu. O Hüseyine göre yeni sayılırdı…
Daha üçüncü senesiydi ve hala öğreneceÄŸi çok ÅŸey vardı…
Ferit de 3 çocuklu bir ailenin en büyük çocuÄŸuydu. Kendinden baÅŸka bir kız bir erkek, 2 kardeÅŸi daha olduÄŸu hiç aklından çıkmamıştı. Hele ki ortanca olan kız kardeÅŸini asla unutamıyordu. Hep o lanet günler aklına geliyordu. KardeÅŸinin tecavüze uÄŸraması ve bu yüzden kendinin hep boynu bükük gezmesi, hiç kafasını kaldıramaması, bir çok kiÅŸinin ona yaptığı telkinlere raÄŸmen deÄŸiÅŸmemiÅŸti… O hep başı önde yürürdü… Hep utanırdı çevresinden ama o çatık kaÅŸların altından öyle kin dolu, öyle öfke dolu bakardı ki üstleri bile ona bir görev verirken tereddüt ederdi…
Ferit ise tam tersine saygılı ve kendini bilen bir kiÅŸiliÄŸe sahipti…
Adımlar git gide daha bir yankılanıyordu sanki..
ve Kubat…
O soğuk koridorda diğer iki kişi kadar kararlı adımlarla ve çatık kaşlarla ilerliyordu. Kubat ismini ona doğumdan 3 ay sonra ölen annesi vermişti.
*****
Zor bir doÄŸumdu onun için. ÖzaÄŸabeyi tarafından tecavüze uÄŸramasının yanında hamileliÄŸini uzun süre gizlemeye çalışmıştı Emine. Çok farklı idi bir yavru sahibi olmak. Gerçi tam anlamını bilmiyordu ama yine de kendini anne hissediyordu yarım akıllı Emine… Köylüleri hep böyle tanırdı onu, böyle seslenirdi. 8 yaşında geçirdiÄŸi yüksek ateÅŸ ve köy yerindeki karacahil ÅŸartlarda anca yaÅŸatılabilmiÅŸti.
Belki doÄŸru müdahale onun hayatını çok daha güzel kılardı, ama…
23 yaşında, az bir kaç kuruÅŸ harçlık çıkartıp evine yük olmamaya çalışıyordu yarım akıllı Emine…
Köy ahalisi için bir el ayaktı aslında. Elektrik, temizlik, hamallık, çıraklık, manavlık ve daha bir sürü iş. Kimbilir neler yapardı yaşasaydı, neler denerdi?
Ama ÅŸansızdı…
2 Yorum
Pingback & Trackback
Yorum Yapın