Kızbaşına girdiÄŸi her iÅŸte baÅŸarılıydı ama her seferinde aynı ÅŸey olurdu… BilmediÄŸi bir kaç herif önünde soyunur ve garip hareketler yapardı. Sonunda ise bilmediÄŸi garip bir sıvı çıkardı dışarı. Ter kokulu bedenden, üzerine doÄŸru. Hiç bir ÅŸey anlamazdı, ne iyi ne kötü hiç bir ÅŸey hissetmezdi. Ama ilk seferde kan gördüğünde, çılgına dönmüş çığlıklar atmıştı. Zaten sol elmacık kemiÄŸindeki kırığında sebebi bu çığlıktı. Köyün elektrikçisi Hasan ustanın oÄŸlu, deli Emineye ilk tecrübesini yaÅŸattıktan sonra, karşı koymayan tepki vermeyen kızın aniden çığlık atmasından telaÅŸlanmış ve o hışımla saÄŸ elini kaldırıp var gücüyle yüklenmiÅŸti Emine’nin yüzüne…
Yine böyle hem hizmet, hem zevk dağıttığı günlerden birinin sonunda eve geldiÄŸinde abisinden de aynı muameleyi görmüş ve hiç garipsememiÅŸti. Onun için normaldi bunlar. Zaten pek de konuÅŸmayı sevmediÄŸi için kimseye bir ÅŸey söylemeyeceÄŸi düşünülürdü. Fakat bu sefer farklı bir ÅŸey vardı. O garip sıvı üzerine doÄŸru gelmemiÅŸti… O an, kendince bir mutluluÄŸa kapıldı yüzü farklı bir gülümseme buldu. Abisi doÄŸrulup bu ifadeyi gördüğünde hoÅŸuna gittiÄŸini düşünmüş ve kimseye söylemeyeceÄŸine daha bir emin olmuÅŸtu…  Emine açısından artık herÅŸey farklıydı. YavaÅŸ yavaÅŸ etkisini göstermeye baÅŸlamıştı abisinin bıraktığı tohumlar…
Mide bulantısı gibi bir çok hamilelik belirtisini kendi kendine görüyordu. Korkuyordu ama zevk alıyordu bu durumdan… 8. ay sonunda karnı pek de ÅŸiÅŸ durmuyordu. Hatta çoÄŸu kiÅŸi onun sadece biraz kilo aldığını bile düşünüyordu ki EÅŸref bu durumda bir gariplik olduÄŸunu yavaÅŸ yavaÅŸ kavrıyordu… Biraz Emine ‘nin hareketlerini izledikten sonra farketmiÅŸ. Anında kararını vermiÅŸ ve uygulamaya geçmiÅŸti bile. Emine ‘yi yerlerde tekmeleye tekmeleye dövmüştü… Plan basitti; çocuk ölecek, Emine de ölecek. Ortada problem kalmayacaktı.
Fakat Tanrı “Kubat ‘ın da bu dünyada çekeceÄŸi dertler var” dercesine bir mucize göndermiÅŸti. Köy yerinden geçmesi neredeyse imkansız olan ambulans tarafından bulunmuÅŸtu…
Bu öylesine garip bir tesadüftü ki EÅŸref öldü sanıp bırakmış, saklamayıp bulunmasına izin vermiÅŸti. Aklınca zaten abisi olduÄŸundan kimse ondan şüphelenmezdi. Sonunda yine kimse şüphelenmedi ve Emine Devlet Hastanesinde erken doÄŸum yaptı…
Bu zor doÄŸum onun tüm zor geçen hayatının zor biten bir finali gibiydi… 1 kilo ağırlığında bir erkek çocuÄŸu olduÄŸu söylendiÄŸinde, Emine o kadar mutluydu ki ne yaÅŸadıkları, ne çektiÄŸi acılar, ne de zor geçen doÄŸum kalmıştı aklında. MüthiÅŸ bir huzur dolmuÅŸ ve oÄŸlunu görür görmez “Kubat” diye seslenmiÅŸti. BildiÄŸi ender kelimelerden biri olan Kubat’ ı oÄŸluna seslenirken kullanmıştı. Nedeni de belliydi. OÄŸlu çok çirkindi…
DoÄŸumdan kısa bir süre sonra ölen, yarım akıllı deli Eminenin oÄŸlu Kubat yetiÅŸtirme yurduna verilmiÅŸ ve babasının aynı zamanda dayısı olduÄŸunu bilmeden hayatını olabildiÄŸince yaÅŸamaya hazırlanıyordu…
Kubat…
Belli bir yuva altında yaÅŸayacak olması onun açısından ileride çok avantajlı olacak gibi gözükürken, geçen yıllar yine onun karşısına tıpkı dünyaya geliÅŸinde olduÄŸu gibi bir çok sorunlar çıkartmaya baÅŸladı ve olası durumlar ortaya birer birer dökülmeye baÅŸladı…
Ve Kubat geçen yılların ardından 15 yaşına gelmişti..
Bu geçen 15 sene içerisinde sırf çirkinliÄŸi yüzünden belki de, hiç de o kadar iyi karşılanmamıştı.. En ufak ÅŸeylerde bakıcılardan yediÄŸi dayaklar, bir arkadaÅŸ grubuna katılmaya çalıştığında dışlanması ve tek başına kalışı onun için ayrı bir yarayken, son zamanlarda adını bilmediÄŸi bir kalp çarpıntısı sarmıştı bedenini…
Devam Edecek…
[...] Mahkum : Bölüm 1
[...] Mahkum : Bölüm 3
3 Yorum
Pingback & Trackback
Yorum Yapın