Anlam veremiyordu ama her seferinde bir köşeye çekildiÄŸinde, aynı çarpıntıyı derinden hissediyordu. Neydi bu içini ürperten, his duygu diye günlerce düşünmüştü ama belki de hiç anlamını öğrenemedi küçük, çirkin ve talihsiz Kubat…
Aşk denilen şeyi tatmıştı ama çok vahim bir durumda kendinden iki yaş büyük olan ve koruma evindeki en güzel kıza çarpılmıştı.
O bir ÅŸey söylediÄŸinde sanki ona söylemiÅŸ sayıp yapmaya çalışması, her seferinde herkesten önce yerine getirmesine karşın, her deneme sonucunda gördüğü sert tepki ve itilmek onu bir nebze olsun yıldırmamıştı. Hiç umrunda deÄŸildi, isterse hiç güzel sözsöylemesin bu adını bilmediÄŸi duygu yetiyordu ona. KoÅŸuyor, alıyor, geliyor, götürüyor, yapıyor, ediyor ve yine de ağır bir ÅŸekilde aÅŸağılanıyor ama vazgeçmiyordu…
Bu nasıl bir ÅŸanstır ki bir gün, o güzel kız çağırdı Kubat’ı ve konuÅŸmaya baÅŸladı…
“sen” dedi…
“yoksa sen bana aşık mısın?”
çok pis ve haince bir ifade vardı yüzünde, dalga geçiyordu….
“aÅŸk, aÅŸk mı?” diye mırıldandı ya da kimilerine göre hırıldama denilecek kadar garip bir ses çıkardı Kubat…
“evet bilmiyor musun, yoksa nasıl bir ÅŸey?? Sen hiç bir ÅŸeyden haberdar deÄŸil misin yoksa? sen ÅŸimdi gögüslerin , güzel bacağın ne demek olduÄŸunu da bilmezsin? nasıl bir yaratıksın, sen nasıl bir ucubesin ? bir de bana aşık oluyorsun, kimsin ki sen?” sesinde öylesine aÅŸağılayıcı öylesine bet bir ton vardı ki bunu Kubat bile farketmiÅŸti..
Daha Kubat herhangi bir ÅŸey söylemeden, sözlerine devam etti kız…
“Ama sana ufak bir iyilik yapabilirim, tabi istediklerimi yaparsan??? ne dersin pis ucube!!!” Evet, sonunda konuÅŸma isteÄŸi, bu surata bakma cesareti göstermesinin nedeni belli olmuÅŸtu…
Tabii, en ücra köşede ve kimsenin onunla konuÅŸtuÄŸunu görmeyeceÄŸi bir yerde…
Ufak bir duraksamanın ardından “cevap versene be salak!” kollarından tutmuÅŸ sirkeliyordu Kubat’ı. Kubat ise sanki hiç bir ÅŸey olmamış gibi, yere bakmaya devam ediyordu.
Sonunda vazgeçti ve bir sonuç vermeyeceÄŸini anlayınca “sen bilirsin” diyerek eteÄŸinin arka tarafında kalan ucunu beline sıkıştırıp döndü arkasını ve yürümeye baÅŸladı ki, Kubat hafifçe kafasını kaldırıp baktığında bacaklarını görsün. Belki onu kullanmasına izin verirdi.
Belki lanetolası isteklerini yerine getirirdi.
Henüz bir iki adım atmıştı ki arkadan bir adamı boÄŸuyorlarmış gibi bir ses duyuldu…
“çok güzel…” anında durdu…
YeÅŸim…
Evet! YeÅŸim’di bu kızın adı. YetiÅŸtirme yurduna ilk geldiÄŸi gün 7 yaşında idi. Annesi fahiÅŸelikten mezara, babası ise cinayetten cezaevine girdiÄŸi günlerde bu yurda gelmiÅŸti.
GeldiÄŸinde Kubat ufaktı ama o günü de hatırlıyordu. Gayet sinir bozucu bir surat ifadesi ile herkesi bir anda etrafına toplamış ve yönetmeye baÅŸlamıştı.Etrafındakilerin hepsini garip tekliflerle kandırıyor ve istediklerini yaptırıyordu.. Kimi zaman kaybolan ders notları, kimi zamansa garip bir ÅŸekilde kaza geçiren öğretmenler, bakıcılar ve dahası…
Åžimdi sırada Kubat vardı…
Onun için herÅŸeyi herkesten önce yapan, Kubat…
O anda durdu YeÅŸim…
Ve “Hımm!!! demek ki büyümüşsün ufak piç… O zaman senden isteyeceÄŸim ufak ÅŸeyi yapacaksın deÄŸil mi???”
[...] Mahkum : Bölüm 2
[...] Mahkum : Bölüm 4
1 Yorum
Pingback & Trackback
Yorum Yapın